Prof. Dr. Uğur Şahin Dr. Özlem Şahin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
Meridyen Eğitim Kurumları

Av. Hüseyin İnci


TÜRK HUKUK SİSTEMİNDE UZAY HUKUKU

Uzay Hukuku yeni teknolojilerin üretilmesi ile ve özellikle roket teknolojisinin 2. Dünya Savaşı esnasında gelişmesi ile gündeme gelmiştir.



UZAY HUKUKUNUN TANIMI 
 
Bu dönemlerde uzay hukuku üzerine yazı yazan birçok yazarın da hava hukuku alanında deneyimi olduğu görülmektedir. Bu konuda ilk yapılan çalışma 1932 yılında Almanya’da Mandl tarafından gerçekleştirilmiş ve uzaya ulaşan roketlerin hava hukukunda mevcut olmayan birçok yeni konuyu ortaya çıkaracağını belirtmiştir ve bunun için yeni bir hukuk alanının oluşturulması ihtiyacını ortaya koymuştur. Dönemin iki süper gücü Amerika ve Sovyetler Birliği’nin bir yarışma haline getirdiği uzay teknolojileri gelişen nükleer silahlar ile daha tehlikeli boyutlara gelmiştir. 2. Dünya Savaşı sonlarına doğru Nazi Almanya’sının geliştirdiği balistik füzeler ve Ekim 1957’de uzaya ilk insan yapımı roketi fırlatan Sovyetler Birliği bu yarışı tetiklemiştir. 1963 yılında Amerika ile Sovyetler Birliği arasında nükleer silahların ve diğer kitle imha silahlarının uzayda kullanımının yasaklanması ile ilgili genel bir anlayışa varılmıştır. Başlangıçta iki taraflı bir anlaşma halinde iken daha sonradan 17 Ekim 1963 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1884 (XVIII) nolu karar ile kabul edilmiştir . 
 
Uzay Hukuku, pozitif hukuk çerçevesinde ele alındığı zaman kurallarının daha çok uluslararası sözleşmelere dayandığı görülmektedir .  
 
Uzayda ticari faaliyetlerin ve özel teşebbüslerin varoluşu ise yeni bir olgu olup bu konuda iç hukuk düzenlemeleri diğer hukuk dallarında olduğu kadar yer bulabilmiş değildir. ABD’de kişi ve şirketlere uzayda madencilik hakkı veren yasanın yürürlüğe girmesi, uzay hukukuna hâkim ilkeleri tekrardan tartışmaya açmıştır . 25 Kasım 2015 tarihinde ABD’de yürürlüğe giren yasada asteroidlerden elde edilen kaynaklar operasyonu üstlenen gerçek veya tüzel kişilere ait olacaktır. Asteroid madenciliği yapan şirket, çıkardığı mineral veya madenleri kullanma hakkına sahip olacak ama asteroid üzerinde herhangi bir hak iddia edemeyecektir. Uzay hukuku kavramı, uzayda ve uzayla ilgili insan faaliyetlerine yönelik bir dizi ulusal ve uluslararası düzenlemeye ilişkin olarak kullanılmaktadır. Uzay hukuku kurallarının genel olarak uluslararası sözleşmelere dayandığı görülmektedir. Uzay hukuku, uzayın keşfi ve kullanımıyla ilgili olarak ortak hedeflere ve çıkarlara erişilmesini sağlayan bir yasal ortamın kurulması ve aynı zamanda uzay faaliyetlerinde bulunan kişi ve kurumlar arasında gerginlik ve çatışmaların ortaya çıkmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Uzay hukukunun kapsamı, bir uydu tarafından görüntü ve veri toplanması gibi uzayda gerçekleşen faaliyetlere yönelik olduğu kadar, bir uzay nesnesinin veya bir parçasının yeryüzüne düşmesi neticesinde ortaya çıkan hasarın sorumluluğu meselesinde olduğu gibi, uzayla ilgili olarak dünya üzerinde gerçekleşen olaylara da yöneliktir .
 
TÜRKİYE'DE UZAY HUKUKUNUN GELİŞİMİ 
 
Türkiye’de de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nca hazırlanan “Türkiye Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı (Türkiye Uzay Kanunu Tasarısı)” Bakanlar Kurulu’nca 13/2/2017 tarihinde TBMM’ye sunulmuştur.
 
Türkiye Uzay Kanunu Tasarısı’nın 1. maddesinin birinci fıkrasına göre “Kanunun amacı; ülkemizin uzay ve havacılık teknolojileri alanında temel politika ve stratejilerinin belirlenmesi, uygulanması, dışa bağımlı olmayan rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesi, toplumun refahı ve milli menfaatler doğrultusunda uzay teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, kapasite ve yeteneklerin artırılması, bu alanlarda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların koordine edilmesi amacıyla Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluş, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi, ülkemizin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması ile buna ilişkin faaliyetlerinin düzenlenmesidir.” 
 
Türkiye Uzay Kanunu Tasarısı’nın 13. maddesinde de özellikle uzay faaliyetleri olmak üzere uzay ve havacılık faaliyetlerine ilişkin genel esaslar belirtilmiştir. Özel sektörün, uzay ve hava araçlarını ve sistemlerini geliştirebileceği, imal edebileceği ve uzaya yönelik her türlü faaliyette bulunabileceği temel ilkeler bu maddede belirtilmektedir. 13. maddenin (1)-(5). fıkralarına göre: 
 
“(1) Kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişiler, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olmamak kaydıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde uzay ve havacılık araçları ve sistemleri geliştirebilir, imal edebilir, kurabilir, kullanabilir ve uzaya yönelik faaliyetlerde bulunabilir. Ajansın iznine tabi hususlar ile alınacak izinlere ilişkin usul ve esaslar Ajans tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir. 
(2) Uzay ve havacılık teknolojilerinin gelişimi ve kullanımında özel sektörün önemi gözönünde bulundurularak; uzay ve havacılık sanayii ve ilgili sektörlerin uluslararası rekabet edebilirliğinin ve teknik yeteneklerinin güçlendirilmesi amacıyla, özel işletmecilerin kabiliyetleri kullanılarak ürün ve hizmetlerin sistematik bir şekilde tedarik edilmesi, uzay ve havacılık teknolojilerinin geliştirilmesi ve kullanımına yönelik araştırma ve geliştirme sonuçlarının özel sektöre transferi, özel sektörce kullanılması ve sektöre özel girişimciler tarafından yapılan yatırımların kolaylaştırılması hususlarında finansal veya diğer önlemleri almaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. 
(3) Ajans, özel sektör tarafından bağımsız bir şekilde uydular geliştirmek, fırlatmak, işletmek ve benzeri kabiliyetlere sahip olmanın önemini dikkate alarak, gerekli ekipman ve teknolojiler konusunda araştırma ve geliştirme amacıyla tesisler ve yerleşkelerin kurulması, uzaya yönelik faaliyetlerin desteklenmesi ve radyo frekanslarının tahsisinin sağlanması dahil olmak üzere uzayın kullanımının teşviki amacıyla gerekli her türlü tedbiri alır.  
(4) Uzay ve havacılık ile ilgili faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler, bu maddenin birinci fıkrası uyarınca yürürlüğe konulan yönetmelikle öngörülen faaliyetleri ve elde ettikleri yetenekleri uzay ve havacılık politika ve stratejisinin geliştirilmesi çerçevesinde Ajansa bildirmekle yükümlüdür. 
(5) Uzaya yönelik faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişiler, faaliyetlerinde kişi, toplum ve çevre sağlığı ile güvenliğe yönelik ilgili kanunlarda ve Ajans tarafından yapılan düzenlemelerde belirlenen tedbirleri almak zorundadır.” 
 
Uzaya yönelik faaliyetlerin yetkilendirilmesine ilişkin düzenlemeler tasarının 14. maddesinde açıklanmıştır. Tasarının 14. maddesinin birinci fıkrasına göre Ajans bir uzay cismini208 fırlatan, komuta eden, fırlatılan uzay cisminin komutasını devralma veya bu cismin dünyaya geri dönüşünü gerçekleştirmeye yönelik faaliyetlerle ilgili başvuru sahibinin belirli bir zaman diliminde etik, finansal ve profesyonel garantileri sağladığını onaylayan, bildirilen sistem ve prosedürlerin ortaya konan teknik düzenlemelere uygunluğunu tasdikleyen lisanslar verebilir. Bu lisanslar belli operasyonlar için yetkilendirmelere de eşdeğer olabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre Ajans bu yetkilendirmelere kişi ve mal209 güvenliği ile çevre ve genel sağlığın korunması, uzay çöpü ile ilgili risklerin sınırlandırılması, milli güvenlik ve Türkiye’nin uluslararası taahhütlerine saygılı davranılmasını güvence altına almak amacıyla yükümlülük ve sınırlamalar getirebilir. 
 
Tasarının 14. maddesi üçüncü fıkrasına göre ise Ajans tarafından verilen yetki belgesine sahip olmayan uzay cismini Türkiye sınırları içerisinde fırlatmak veya bu sınırlar içerisine indirmek isteyen uyruğu ne olursa olsun tüm işletmeciler ve uzaya fırlatma hizmetlerini tedarik etmeyi ya da uzay cisminin uzaydaki seyrini komuta etmeyi planlayan Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek ya da merkezi Türkiye’de bulunan tüzel kişiler bu faaliyetlerde bulunamazlar. 
 
Tasarının 22. maddesinin birinci fıkrasına göre 14. maddede düzenlenen yetkilendirme ile ilgili hükümlere uymaksızın faaliyet gösteren veya Ajans tarafından yetkilendirilmiş olmakla birlikte yetkilendirildiği hususlar dışında başka bir faaliyeti yetkisiz olarak yürüten işletmeciler hakkında Ajans tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde bir miyon Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır.  
 
Türkiye Uzay Kanunu Tasarısı’nın 15’inci maddesi denetim, yetkilendirmenin askıya alınması ve iptalini içermektedir. Ajans tarafından yapılan yetkilendirmelerin hangi şartlarda ajans tarafından askıya alınabileceği veya iptal edilebileceği hususlarını düzenlenmiştir.
 
Türkiye Uzay Kanunu Tasarısı’nın 16’ncı maddesi, ajans tarafından sağlanan destekler, sigorta ve teminatları içermektedir. “Ajansın kendisinin veya yetkilendireceği işletmecilerin faaliyetlerini yerine getirmeleri esnasında karşılaşılabilecek zararları ve riskleri telafi etmek veya ettirmek için sigorta yaptırabileceği” belirtilmektedir. Ayrıca ajans tarafından uzay ve havacılık teknolojileri alanında araştırma ve geliştirme ile ürün geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesine ilişkin düzenlenmelerde bu maddede yer almaktadır. 
 
Türkiye’nin şu anda bir Uzay Kanunu hâlihazırda bulunmamaktadır. Belirtilen tasarı kanunlaşmamıştır. Bu tasarının bir parçası olan Türkiye Uzay Ajansının kurulması işlemi 13 Aralık 2018 tarihinde 30624 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 23 nolu “Türkiye Uzay Ajansı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” ile gerçekleşmiş ve 13 Aralık 2018 tarihinde Türkiye Uzay Ajansı kurulmuştur. 13 maddeli kararnamenin amacı Türkiye Uzay Ajansının kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kararname sadece Türkiye Uzay Ajansı teşkilatını ve personelini kapsamaktadır . 13 Aralık 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 23 nolu Türkiye Uzay Ajansı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Ek-1’de verilmiştir.   
--
Saygılarımla,
 
Av.Arb.Hüseyin İNCİ
av.huseyininci@gmail.com