Bizim mahallede en çok Fenerbahçeli var. Bu da eski milli futbolcu Cemil Turan ağabey'in burada doğmuş olmasından dolayı. İkinci sırada Trabzonspor taraftarları geliyor. Sonra Galatasaray ve sonra da Beşiktaş taraftarları. Yine Trabzon asıllı olan Beşiktaş'lı eski gol kralı rahmetli Bora Ağabey de buralıdır. Yani bizim mahalle Türkiye'ye iki tane büyük gol kralı yetiştirdi. Dediğim gibi mahallemizdeki Trabzonsporlulardan çok fanatik olanlar var ki bunlardan öğrencim olanlar da var. Ban kaç gündür 'sizi yeneceğiz' diye bana sallıyorlar. Hatta emekli imam Giresunlu Fatih Yüksel de aynı şeyi söyledi bana. Ben de onlara dedim ki, çok havaya girmeyin, fark yiyip de fiyakanızın bozulmasını istemem. Çünkü Rizespor size karşı altmış dakika tek kale oynandı ve top sizin ceza sahanızdan çıkmadı. Trabzonspor iyi yolda ama henüz olmadı. Maç bir veya iki farklı bitsin de fiyakanız bozulmasın ve kırılma olmasın.
Trabzonspor'u bu yıl seyretmemiştim. Sadece maçların özetlere bakıyordum. Dün de ilk yarıyı seyretmedim. Ali Sami Yen Arena bana on kilometre. İstesem maça da giderdim ama gitmiyorum. Çok zaman alıyor. Ali Sami Yen Arena İstanbul merkeze giderken güzergahımızın üzeri. Her zaman oradan geçiyoruz. Daha geçen de oradaydım. Öğrencim Emir Çeçik kaza geçirdi ve yanındaki Seyrantepe Devlet Hastanesi'nde yatıyor. Maçın ilk devresi evdeydim. Spor kanallarındaki yorumlardan duydum, baktım maç berabere gidiyor. İkinci devreyi seyredeyim dedim ve arkadaşlarla beraber seyrettim. Baktım Fenerbahçe ve Trabzonsporlular birbirlerini destekleyip Galatasaray'a 'devletin "terörist" diye belirlediği hainlerle iş birliği' lâfları ile ağır şekilde itham ediyorlardı. Ben de onlara, iki şikeci takım -tabi böyle düşünmüyorum, bizimkisi sadece ağız dalaşıdır- ittifak mı yaptınız? dedim. Tabi bizimki balıkçı kahvehane ağzı. İddianın ve bahis'in girdiği, hiçbir seviyenin olmadığı, küfürlerin havada uçuştuğu, pastayı kapmak için her yolu mübah görüldüğü futbol alanı ile ilgili biz fanatik taraftarların konuşmasından 'seviyesizlikten başka' ne beklenebilir ki? Tabi ben makara kukara yapıyorum, öyle laf yetiştirirken ben sinirlenmem. Ben maçları seyrederken hep kafa bulurum, laf atarım. Bizim takım futbolcularına ya da rakip futbolculara. Hakaret değil, yakıştırma yaparım. Bundan alınanlar oluyor. Onun için toplulukta maç seyretmeyi çok sevmiyorum. Ben işin eğlencesinde ve gırgırındayım. Onlar futbol oynayarak eğleniyor. Biz de laf atarak eğlenelim diye düşünüyorum.
Maça gelince. İkinci devreyi seyrettiğim kadarı ile Galatasaray'da eksiklikler ve yorgunluk vardı. Biraz da bıkkınlık. Trabzonspor'u rahat yeneriz rehaveti de vardı. Ama hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyordu. Zihinsel olarak maça hazırlanılamamış. İki Trabzonlu'dan Akçaabat'lı Okan Buruk Köprübaşılı Fatih Tekkeyi yenemedi. Fatih Hoca takımı çok iyi motive etmiş. Ben Okan'ın yerinde olsam Lemina'yı orta sahada Kaan'ı da stoperde oynatırdım. Böylece oyun kurgusunu bozmazdım. Bir de orta sahada İlkay da yoktu. Trabzonspor ise maça çok iyi hazırlanmış. Genç bir takım oluşturulmuş, koşuyor ve yorulmuyorlar. Sağ bek Pina'nın müthiş bir enerjisi var. Yakında transfer yapar. Ön libero Folcarelli'yi de çok beğendim. Kendisini ilk defa bir devre boyunca seyrettim. Ben Şenol Güneş'in Şükrü Saraçoğlu stadı'ndaki Beşiktaşlı olan jübile maçına gitmiştim. Beşiktaş bu maçta Trabzonspor'u 4-1 yenmiş ve Beşiktaş'ın santraforu gol attıktan sonra o günkü ismi ile maratondaki Trabzonspor tribünlerine el kol hareketi yapmıştı. Tabi bunu onun gençliğinden kaynaklanan heyecanına verelim. Aynı el kol hareketini Saraçoğlu'ndaki Fenerbahçe'den Trabzonspor'u 2-1 yendiği Trabzonspor'lu Mustafa ve Fenerbahçeli Önder'in jübilelerinin yapıldığı maçta vaktiyle Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye transfer olan bir futbolcu da gol attıktan sonra maraton tribünlerindeki Trabzonspor seyircisine doğru yapmıştı. Tabi onun gençliğinden kaynaklanan heyacanında verelim. O günlerde o kadar üzülmüştüm ki bunları ileride yazacağıma dair karar vermiştim.
Mehmet Ali Yılmaz'ın o gün sahip olduğu Güneş gazetesinde Beşiktaş'ın eski efsane kalecisi Sabri Dino kendi köşesinde jübile maçını yorumlarken Şenol Güneş için, 'ben şimdiye kadar bu kadar beyefendi, bu kadar ahlaklı ve bu bu kadar istikrarlı bir sporcuya rastlamadım, bundan sonra da rastlayacağımı sanmıyorum' diye yazmıştı. Sabri Dino yazısını o gün sol açık oynayan genç futbolcu Hami için de şöyle demişti, 'Bir de Hami vardı ki sormayın, sol açık değil de mavi trendi sanki, önüne geleni bir sağa, bir sola yatırdı'. Gerçekten de öyleydi. Hamim A Takımı çıkalı henüz bir yıl olmuş ve büyük yıldız adayı olarak gösteriliyordu. Bu anketodu şunun için anlattım. Dün akşamki maçta bir de 'Oluai' vardı ki sormayın. Dün akşam 8 numara oynadı. Futbolcu mu yoksa yılan mıydı? Belli değil. Yılan gibi kıvrılıyor topla beraber. Futbolcu dediğin böyle olur. Futbolcu dediğinin tekniği olacak, topla çıkış yapacak, kıvrak olacak, çalım atacak, asist yapacak, gol atacak. Bir de ahlâkı güzel ve sevimli olacak. Oluai'de bunların hepsi var. Komplike bir futbolcu. Beş hafta kadar önce Karagümrük takımının yabancı teknik direktörü Oluai için, 'müthiş bir futbolcu' demişti. Dün akşamki maçta üç dört kişinin arasından girdi çıktı. Toreira'nın sağından attı solundan geçti. Karagümrük hocasının dediği kadar da var. Ben bu tarzda şimdiye kadar seyrettiğim futbolculardan öne çıkanlar var. Real Madrid'den Makalele ve Zidan, Barcelona'da Xavi, İniesta, Fransız Kante. Şimdi de Oluai. Bunu tespit edenleri kutluyorum. Trabzonspor'da uzun süre kalmaz. Çok üst düzey takımlara transfer yapar. Ben onu Real Madrid'e bekliyorum. Ben demiştim Trabzonspor'da transferler Küçük Orhan'a/Orhan Kaynak'a yaptırılsın. Bunu Orhan'ın kardeşi takım arkadaşım Ayhan Kaynak'a da söyledim. O kötü futbolcu almaz, onun aldığı futbolculardan karavana çıkmaz. Maçta karşılıklı birer penaltı verilebilirdi. Bir takım öne geçseydi, maç nereye giderdi? Bunu kestirmek zor. Maçın hakkı da beraberlikti. Trabzonspor seyircisinin Uğurcan'a küfür etmesi son derece yanlış. Küfür yanlış, yoksa ben Uğurcan'ın kaleciliğini çok beğenen birisi değilim. Bizim Galatasaray seyircisinin de Barış Alper'i oyundan çıkarken ıslıklaması yanlış. Barış şimdiye kadar müthiş maçlar oynadı. Bir defa da kötü oynasın. Okan Hoca'ya da bir sözüm olacak. Bunu devamlı yapıyor. Dün maç bitiminde saatini gösterek, 'hocam zaman var, uzatmadın, uzatmayı kısa tuttun' diyor. Galatasaray teknik direktörü böyle şeylere sığınır mı? Doksan dakika bir şey yapmadın. Uzatmaya bir iki dakika daha istiyor. Her kaybettiği puanlar sonrası yaptığı şey bu. Ayıptır, bundan vazgeçsin. Mustafa Ağabeyim Okan Hoca ile iyi görüşüyor. Söylesin ona da bunları bir daha yapmasın.
Özetle puan farkı açılmadı. Bu akşamki Beşiktaş Fenerbahçe derbisinden sonra lig yeniden başlayacak gibi..