Menü  Simas Haber - Sarıyer Aktüel - Sarıyerim.com
Dr. Ahmet Bekaroğlu

Dr. Ahmet Bekaroğlu

Tarih: 15.03.2026 22:39

BEN OLSAM FATİH CAMİİ HAZİRESİNE DEFNOLMAZDIM..

Facebook Twitter Linked-in

      O dönem Kırım Ukrayna'ya bağlıydı. İçeri girenlerden birisi bu tatar görünümlü için bana dedi ki, 'bu Ukrayna İstanbul başkonsolosu'. Konsolos bana 'türbe nerede?' diye sordu. Ben de, burada türbe yok dedim. Caminin alt girişine, sağa sola baktılar, türbe bulamadılar. Onlara türbe yok dedim, inanmadılar. Hani biz bu yabancılara kibar davranıyoruz ya. Baktım hadlerini aşmaya başladılar, beni adeta sorgulamaya başladılar. Bu sefer ben de gardımı alarak sertleştim. Onlara burada türbe yok, türbe Eminönü'ndeki Yeni Caminin arkasında ikinci Abdülhamid'in metfun olduğu hazirede. Dördüncü Mehmed'in annesiTurhan Hatice Valide Sultan kardeşi Yusuf Ağa adına yaptırmış bizim camiyi. Eminönü Yeni Camii'ni de o yaptırdı ve türbesi oradaki hazirede, gidin oradan bakın dedim. Bana dediler ki, 'bizi Topkapı Sarayı müdürü İlber Ortaylı gönderdi'. O da Tatar ya. Yani geldiler kızlarının mirasına koymaya çalışıyorlar. Onun vakfını arıyorlar. Turhan Hatice Valide Sultan'ın asıl adı 'Nada'. Hani Osmanlı'da da ya Ukraynalı ya da Yugoslav karı alacaktınız, başkasıyla evlenilmezdi, Anadolu'da kadınlar bitmişti ya. Bu da var ve bu da ayrı bir konu. Bunlar saraya girince 'Valide Sultan' oluyorlar ya. Ben hemen vakıfları aradım, onlar bana dedi ki, 'O sizin caminin olduğu vakıf o vakıflardan değil, 'Turhan Hatice Valide Sultan orayı devletin parasıyla yaptı, yabancılara verilen vakıflar kendi paralarıyla oluşturdukları vakıflardır'. Vakıflardaki yetkilinin bu açıklamasını onlara ilettim ve dedim ki, dersinize iyi çalışın, bir de İlber Ortaylı'ya söyleyin ki o da dersine iyi çalışsın. Burada alacağınız vakıf yok, bu caminin vakıfları Üsküdar'da ve Eminönü'nde. Kaldı ki kızınız 'Nada/Turhan Hatice Valide Sultan bu vakıfları devlet parasıyla oluşturmuş, kendi bütçesinden değil. Bu vatandaşla böyle dolaylı bir iletişimimiz oldu. Ama gıyabında 'dersine iyi çalışsın' diye ona haber de yolladım. Devam ettim, İlber Ortaylı sizi yanıltmış dedim. Söylediler ya da söyletmediler bilmem. Ben onlara söyledim.
      İlber Ortaylı'nın Fatih Camii hazinesine defnedilme meselesine gelince. Bana göre de yanlış. Neden mi? Çünkü kendisi ile çelişki içerisinde ve tutarsızlığı var. Kendisi önceden Topkapı Sarayı Müze Müdürlüğü görevinde iken medhiye diziyordu. Bu görevden alınınca muhalif oldu ve eleştirmeye başladı. Yani her iki kulvarda da bulundu. Osmanlı'ya da çok saldırdı ve Fatih'i de çok eleştirdi. Yani düşünce dünyası olarak İlber Ortaylı ile İkinci Mehmed nam-ı diğer Fatih Sultan Mehmed'in  kulvarları farklı. Ben İlber Ortaylı'nın yerinde olsam oraya defnolmazdım.  Mevlana'nın dediği gibi 'Ya olduğun gibibi görün, ya da göründüğün gibi ol'. Kısaca tutarlı ol. 
      Dediğim gibi Topkapı Saray'ı Müdürü olduğunda medhiyeler diziyordu. Görevden alınınca muhalif oldu. Fatih Altaylı'nın programında  'ateist olduğunu söyleyen' Celàl Şengör'le aleyhte söylemediğini bırakmadı. Fatih Haziresine defnine izin verilmesine İstanbul İmam Hatip Lisesi, Marmara İlàhiyat mezunu mezunu ve Fatih'te yılları geçmiş birisi olarak çok şaşırdım. Artık Fatih Haziresi'ne girmem. Bu ne ya? İşler çok naylonlaştı. Önüne gelen tarihi camilerin hazirelerin defnoluyor. Kaldı ki nasıl bir tarihçiymiş? Bana göre sıradan. Ama reklamını iyi yapmış. Bir arkadaş anlattı bana. O demişti ki, 'ben köyde çok çobanlık yaptım, beş yüzün üzerinde koyunumuz vardı, koyun sürüsünü su kaynağına getirince birden kaynağa hücum ediyorlardı, sonradan cılız bir tane koyun gelir, onlarca koyunun arasından girer ve su kaynağının tam göbeğinden içerdi, zaman böyle alanında çelimsiz ve yetersiz, sıradan olan çok kişiye reklamını iyi yaptığı  ve onun bunun itmesi ile yürüdüğü için imkan vermiştir'. Bu tarihçi de onlardan birisi gibi. Hangi yönüyle tarih alanında büyük uzman kabul ediliyor? Benim bildiğim öyle olağanüstü bir yönü yok. Deniyor ki , 'dokuz tane dil biliyormuş, yerli ve yabancı arşivlerde çalışmış'. Güneye gittiğinizde turizm yapan esnafların on, on beş tane dil konuştuğunu görebilirsiniz. Fatih Haziresine defnolması doğru olmamış. Ben de bu ülkede vatandaşım. Ben de vergi veriyorum. Ben de Güneydoğu'da askerlik yaptım ve bir sene savaştım. Ben de görüşümü söylerim. Helàl olsun. Adam başardı. Salla salla, sonra da git Fatih Camii Hazinesine gömül. Ne güzel ya.
      Böyle dünya görüşü farklı olup başka yerlerde sallayıp da karşıt olduğu dünya görüşüne mensup insanların iş yerlerinde çalışan çok kişi var. Takiyye yapan. Ben onları da kişiliksiz buluyorum.
      İlber Ortaylı'nın Fatih Camii hazinesine defnedilmeyi kendisinin istememesi gerektiğini söyledim. Çünkü dünya görüşü farklı, kendisine göre farklı dünya görüşü olan yerlere gidip defnolmaması ve tutarlı olması lazımdı. Bir de önüne gelen tarihi camilerin hazilerine defnoluyor. Bu iş naylonlaştı da dedim. Ben hadisçi Raşit Küçük'ün de Fatih Camii haziresine defnolmamasını doğru bulmamıştım. Fatih hazinesine bir hadisçi defnolacaksa bu Prof. Dr. Mehmet Hatiboğlu olmalıydı. Onun üzerine hadisçi yok ki. İslâm Tarihçisi olarak Prof. Dr. Neşet Çağatay olmalıydı. Fatih Camii Haziresi'ne Dinler Tarihçisi olarak bilimsel sempozyumlarda haham, metropolit ve papaz gibi yahudi ve hristiyan din adamlarına korku salan ve onların 'eyvah yine Tevrat ve incil'den bilmediğimiz yerlerden mi okuyacak, bize bilmediğimiz yerlerden mi soracak ve örnekler verecek'diye korkutan Marmara İlahiyatın hocalarından merhum Prof. Dr. Ömer Faruk Harman defnolmalıydı. Kârî olarak Nuri Osmaniye Camii İmam Hatibi merhum Hâfız-ı Kurra Hasan Akkuş, Bayezid cami imam hatipleri merhum Abdurrahman Gürses, ve merhum İsmail Biçer olacaktı. Mevlidhan olarak Hafız Halil İbrahim Çanakkaleli, Hafız Nihat Ulu, Hafız İsmail Coşar, Hafız Fevzi Mısır Hafız Kani Karaca olmalıydı. Ezan okumakta da bir neyzen dostumun 'zamanında keşfedilse dünyada Pavarotti diye bir kişi olmazdı' dediği Hafız Yusuf Gebzeli, ve Şerif Duman nam-ı diğer 'Köse' olmalıydı. Türk İslâm Edebiyatı ve tasavvuf alanında Marmara İlâhiyat'ın eski hocalarından merhum Mahir İz, kelamcı olarak Marmara ilahiyatın eski hocalarından merhum Hafız Prof. Dr. Bekir Topaloğlu buraya defnolabilirdi. Çok daha isim sayalım da Allah sağlık versin, hayatta olan hocalarımız var ve onların isimlerini bunun için zikretmiyorum. Mehmet Akif, Necip Fazıl, Yahya Kemal. Süleyman Nazif gibi edebiyatçılarımız niye bu hazinelere defnolmadı ki? Ömrü Fatih'te ilimle geçmiş ve Fatih Camii'ne beş yüz metre mesafedeki İsmailağa Camii'nde çalışmış Mahmut Efendi bile buraya defnolmayı zorlamadı. İstanbul'daki edip, şair ulema ve umeranın isimlerini de burada saysak bitiremeyiz.
      Ben görüşümü söyledim. Öyle birileri gibi bazı şeyleri hesap edip içimde saklı tutmam. 'Çelimsiz koyunların onlarca koyun arasına sıkışıp suyun kaynağından içmesi' misali, oldukları mevkileri hak etmeyenler hak ettikleri yerlerde. Peygamberimiz hadisine göre bu da, kıyamet alameti. Bir de dünya görüşü farklı olduğu halde 'hiç sevmediği ve eleştirdiği kişilerin yanında çalışanlar. Ee, pastayı götürmek de başka mümkün değil.
      İlber Ortaylı'nın yerinde olsam Fatih Cami haziresine defnolmazdım. Bana göre dünya görüşü ne ise o çizgide devam etmeli ve kendi içinde tutarlı olmalıydı..


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
... ...