Her ne kadar yolumuz tarihi eserler üzerinden geçiyorsa da diğer konuları da dikkate almamız gerekir diye düşünüyorum. Örneğin, Plajlar, mesire yerleri, çeşit çeşit balıkları, nefis suları, artık göremediğimiz yemişleri.
İstanbul?un gözde yerlerinden biridir Garipçe? Son yıllarda müthiş ilgi kazandı bu garip mahalle. Kayalıklar arasında bakir bir yer. Sakin ve temiz havası ile huzur dolu bir küçük koyu var. Her dem taze balığı, saygılı insanları ve yerli ürünleri ile gözde? Tarihi zengin Toçuoğlu yalısı görülmeğe değer. Keza caminin yanındaki ahşap tarihi ev ve karşıdaki evler de ne kadar eskiyip dökülse de bir zamanlar biz de görkemliydik der gibiler? Ulaşımı kolay, zira vasıta var ancak köy içine girmek hayli zor. Çünkü bir kısım yeri toprak sahibi kapattığı için zorluklar var. Bir yetkili çıkıp da bu duruma ?Dur? demiyor, diyemiyor.
İşimiz bu sorunları ortaya dökmek değil ama daldık işte. İşimiz Sarıyer?i Sarıyer Yapar Değerler tanıtmaktı? Mesela Garipçe Kalesi? Başlı başına bir değer. 1768 yılında inşa edilmiş. Kayalar oyularak yapılmış. Adeta kartal yuvası. Kale içinde mahzenler. Toplantı odaları, yatakhane, depo, büyük çaplı topların bulunduğu alanlar, havalandırma ve zora kalındıkça dehlizden koy tarafından gidebilmek için yol?(Burası kapalı). Diğer yerler açık. Görülebilir. Kalenin üst kısmı, yani arenası, eski fotoğraflarda mükemmel görünüyor. Askeri lojmanlar, talim yerleri, cami vesaire? Kale denizle iç içe, her gün, bilhassa tatil günleri müthiş ilgi çekiyor? Gelen ziyaretçiler pisliklerini bırakmasalar harika olacak ama o kadar temiz toplum olamadık henüz (Araştırmacı Yazar Mustafa Aydemir birkaç kez kendi imkanları ile temizleme işini gerçekleştirdi ise de o da bıkmış olmalı)? Belediye Başkanı seçilen Dr. M. İhsan Yalçın (1989-1994) aldığı izinle kaleyi temizlettirmiş ve bir de defile yaptırarak tanımını yapmıştı. Çok renkli geçmişti defile ama devam ettirilemedi. Kaleden batı tarafına Garipçe tepesine baktığınızda bir kule görülür. Bu kuleyi Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa yaptırmış? Amaç, Karadeniz?den gelen düşman gemilerini uzaktan görebilmek ve görevlilere haber ulaştırmak? Kule günün koşullarına göre özelliğini kaybetti ama uzun yıllar köy hasat alan olarak kullanıldı. Kale bakıma muhtaç, gözetleme kulesi bakıma muhtaç yetkililerin konu üzerine eğilmesi, gerekiyor diye düşünüyorum. Böylesine değerli tarihi eserler her yerde olmaz. İşimiz bunları değerlendirmek olmalı(Gözetleme Kulesi ve kale hakkında Gizem Dörtel?in harika bir çalışması var).
Yine Kilyos?a uzanalım! Kilyos?da dikkat çeken üç Su Terazisi? var. Her ne kadar Ceneviz yapısı deniyorsa da elimizdeki belgelerde Su Terazilerinin Yakın zamana denk gelen Osmanlı yapısı oldukları anlaşılıyor. Su terazilerinden biri eski Camiye giderken solda. Çok bakımlı, onarılmış, görülmeye diğer. Diğer ikisi Sarıyer Belediyesine ait Tesislere giden cadde üzerinde! Birisi solda, diğeri sağda! Bu ikisi bakıma muhtaç, nerede ise özeliklerini kaybedecekler? Su terazilerinden İstanbul?da topu topu 30 adet var. Bunların pek çoğu özelliklerini kaybetmiş. Kilyostakiler uygun yerlerde, bakımları yapılması halinde turizme açılabilir. Ne için kullanıldıkları da anlatılır. Kısaca bir bilgi, uzaklardan getirilen sular, bu terazilere aktarılarak köylere su dağıtımı yapılırdı (Bu konuda bilgi Kilyos Kalesinin giriş kapısı üzerindeki kitabelerde var). Bir adet Su Terazisi de Büyükdere de var ama sadece kalıntıları görülüyor.
Geri dönüp Rumelikavağa gelelim. Burada çok önemli iki tarihi eser vardı. Biri Bizans Yapısı eski kale idi. Bizans yapımı, Cenevizliler işgal etmiş, Cenevizlilerden Osmanlılar almış ve zamanla işlevini yitirmiş? Bu önemli tarihi eserin kalıntıları var ama acımasız definecilerin gazabına uğramış ve kale duvarlarının altı eşilerek duvarların yıkılmasına neden oldular. Kale perişan hale gelmiş (Gizem Dörtel?in çalışması var konu ile ilgili) durumda.
Rumelikavaktaki diğer tarihi eser çarşı içindeki halkın deyimi ile Kavak kalesi? Asıl isme R. Kavak Hisar?ı? 1600?lu yıllarda yapılmış (1624), önemli görevler üstlenmiş. Birinci Dünya Savaşından etkin görevler yarine getirmiş, İkinci Dünyası Savaşında da kullanılmış ama 1969 dan sonra yavaş yavaş kullanılmaktan çıkarıldı. Son on onbeş yıldan beri ise sadece korunuyor o kadar. Oysa bu Hisar?da 1930 dan 1975 li yıllara kadar pek çok etkinlik yapılıyordu. Kavak Hisarı büyük bir alanı kaplıyor (süne düğünü, sinema gibi). Örnek bir yapı, öyle viran hali de yok. Harika bir müze olabilir. Örneğin Türkiye?de bir Balıkçılık müzesi yok? İşte balıkçılık müzesi için gerçek alan burasıdır. Yetkililerin uyanmasını bekliyoruz. Dünün ve bugünün balıkçılığı ile ilgili tüm alet-edevat, kürekler, maşalalar, felenkler, ırgatlar, demirler, zincirler,ağlar, kurşunlar, mantarlar, oltalar ve tekneler burada sergilenebilir? Ama kim yapacak, kim el atacak, bu duyarlılığı kim gösterecek. Ama yine de ?BİZ VARIZ, YAPARIZ? diyeceklerin sesini bekliyoruz. (Yarın devam ederiz)