Meridyen Eğitim Kurumları
Kurban Bayramınız Mübarek Olsun
Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

İbrahim Balcı


SARIYER’İN EFSANE KADINI YAŞAR HANIM

Yaşar Hanım (Ağatan) Beykoz dalyanının sahibi olan bir ailenin kızıdır. Ağabeyi Dalyancı İsmail Bey’in (Dalyancı) şöhreti ile Yaşar Hanım’ın şöhreti birleştiğinde iki dev ortaya çıkıyordu. Ağabeyi İsmail Bey hem dalyana bakıyor ve hem de balık halinde güçlü bir kabzımal olarak tanınıyordu.


Yaşar Hanım Sarıyer’e gelin geldiğinde; deli dolu genç bir kızdı. Boylu poslu, sarışın, al al yanakları ve göz alıcılığı ile dikkat çekiyordu. Evlenene kadar o kadar çok isteklisi oldu ki nedense ne kendi “Peki” ve ne de aile büyükleri “Tamam” diyebildi. Ne var ki evlenme teklifi Sarıyer’den geldiğinde akan sular durdu ve evlenme gerçekleşti.

Yaşar Hanım’ın evlilik ve Sarıyer'lilik serüveni böyle başladı. Yaşar Hanım’a talip olan Sarıyer’in meşhur dalyancılarından Ağatan ailesi idi. Ailenin yakışıklı delikanlısı Ömer Bey’e eş arandığında babası hiç düşünmeden arkadaşının kızını uygun gördü ve evlenme gerçekleşti. O günün koşullarında görkemli bir düğünle gençler dünya evine girdiler. Sarıyer’de yer yerinden oynadı denilse yeridir. Tüm Sarıyer, üç gün üç gece devam eden düğüne akın akın gelip bu mutlu evliliğe tanıklık yaptılar.

Yaşar Hanım, etine kemiğine dolgun, iki metreye yakın boyu ile herkesin dikkatini çekiyordu. Görkemli bir yürüyüşü vardı. Caddeden, sokaktan geçerken, sanki yer sarsılıyordu. Omuzları dik, başı havada ve gözleri sanki birilerini arar gibi sağa sola gezinirdi. Sarıyer’in ekâbir ailesinin oğlu ile evlenmişti. O nedenle her zaman ilgi görüyordu. Yaşar Hanım da aileye layık olabilmek için elinden gelen her şeyi yapıyordu.

Evlilikleri çok iyi gidiyordu. Ömer Bey de dalyancı idi. O nedenle karı koca birbirinin dilinden anlıyordu. Evde karı koca, tam bir aile, ev dışında ise sanki çok samimi arkadaş gibiydiler.

Sarıyer’in zengin ailelerinden biri olması nedeni ile evde bakıcılar, temizlikçiler gibi görevliler vardı. Bu nedenle Yaşar Hanım evde vaktini öldürmüyordu. Ömer Bey dalyan işleri ile uğraşırken Yaşar Hanım da fakir fukaranın sorunlarına yardımcı olmak için sosyal çalışmalar yapıyordu. Kızılay Sarıyer Şubesinde nefer gibi çalışıyordu. Büyükdere’de bulunan Yardım Sevenler Derneğinin en faal ve etkin üyesi olarak faaliyet gösteriyor, Sarıyer Verem Savaş Derneği Naile Sağlam Dispanseri’nin dernek yönetiminin bütün sorumluluklarını üstleniyordu. Kış yaklaştığında; Sarıyerli fakirlerin odun kömür ihtiyacını karşılamak için koşturup duruyor; hastaların ilaçlarını karşılamak için boğuşup duruyordu

Yaşar Hanım’ın müthiş bir sosyal faaliyet içinde olması, Sarıyerliler tarafından takdirle izleniyordu. Ama tabii ki yadırgayan da vardı. “Bir hanım olarak bu kadar çok çalışmanın ve gayretli olmanın anlamı var mıydı?” diye soranların sayısı da az değildi. Ama bu düşünceleri Yaşar Hanım’ın kendisine aktarmaya yürek isterdi!

Yaşar Hanım evliliğinden çocuk sahibi olamadı. Çocuk sevgisini içine atamazdı ve bu nedenle Gül isimli bir kız çocuğunu evlat edindi. Kızı büyüttü, okuttu ve evlendirdi.

Yaşar Hanım, Yenimahalle caddesi üzerindeki meşhur Sarıyer Muhallebicisinin karşısında bulunan blokta ve tam ana caddeye bakan köşe başında kendilerine ait iki katlı evde oturuyordu (Bu bina satıldıktan sonra sefertası gibi bir bina yerine inşa edildi).

Yaşar Hanım ile Ömer Bey (Ağatan) uzun yıllar aynı yastığı paylaştığında kimsenin aklından ters düşünceler geçmedi. Yakışmışlardı birbirlerine, halkın ilgi odağı idiler! Sarıyer’in de en önemli eşrafı olarak kabul edilmişlerdi o nedenle bu ağırlığı taşımak için gereken her şeyi en iyi şekilde yaptılar.

Ne var ki hak vaki olup Ömer Bey vefat edinci, adeta taşlar yerine oturmaya başladı. Yaşar Hanım yalnız yaşayamadı. Beyini unutamadı ama yalnızlığı da uzun sürmedi! Evlilik yaparak hayatını Albay Nuri Bey ile birleştirdi.

“Bir süre sonra Yaşar Hanım’ın ayağa kalkması ve sık sık koca yenilemesi Sarıyer’de şaşkınlık yaratmadı… (Cami yıkılsa da mihrabı yerinde kalır) veciz söz gibi Sarıyerlilerin Yaşar ablası, her dem canlılığını korudu. Ölüp gidenin yerine yeni bir koca adapte ederek sürdürdü yaşamını. Yaşar Hanım kaç yaşında yaptı ilk evliliğini bilmiyoruz ama kocaların canı cehenneme dediğini, bazı duyumlara göre beş, bazı duyumlara göre de yedi evlilik yaptığını öğreniyoruz” .

Ömer Bey öldükten sonra Yaşar Hanım çok usun sür e dul olarak durmadı. Evlilik yaptı. Ne var ki evlendiklerinin çok uzun yaşamadıklarını da belirtmek gerekir ,

Yaşar Hanım, Ömer Bey öldükten sonra Albay Nuri Bey ile evlendi. Daha sonraları Kemal Bey ve Banka Müdürü Osman Bey ile evlendiğini biliyoruz. Tabii evlilikleri devam edip durdu. Kesin sayıyı kendisi bilir ama altı veya yedi evlilik yaptığı söylenir!

İşte, Sarıyerlilerin Yaşar ablası böyle bir kadındı. Evlendi, boşandı, tekrar evlendi, ölen kocalarının yerine yeni evlilikler yaptı ama Sarıyerlerce asla yadırganmadı, ayıplanmadı. Aslında kötü bir şey kendisine yakıştırılmadı. Yaşar Hanım, Sarıyer’de o kadar çok sevilmişti ki; O’nun aleyhine konuşanlara hemen tepki verilir, hatta horlanır, olmazsa dövülürdü,

Sarıyer’de bir Yaşar Hanım efsanesi vardı. Yaşar Hanım’ın ismi duyulduğunda herkesin ilgi göstermiş olması, saygıda asla kusur etmemiş olmaları bunu ifadeden başka bir şey değildir. Tabii efsane olması, onu yakından tanıyanların konuşmaları, bildiklerini anlatmaları ile pekişiyordu. Zira yaşadığı sürece Sarıyerlilere, fakirlere, kimsesizlere bu kadar iyilik yapan; sosyal her faaliyetin içine giren ve başarılı olabilmek için maddi manevi bütün gücünü ortaya koyan; sosyal içerikli bütün derneklerin faaliyetlerine katılan ve pek çoğunda yönetici olarak görev alan Yaşar Hanım efsane olmayacaktı da kim olacaktı?

Yaşar Hanım, görev aldığı iş ne ise onu kesinlikle yapardı. Aldığı görevi yarım bırakmak, sonuçlandırmamak gibi bir alışkanlığı yoktu. Bu nedenle; yardıma muhtaç olanlar sık sık kendisine giderdi. Sarıyer’de en sevdiği insanlardan biri Berber Recep’ti. Sarıyer’e her geldiğinde ona uğrar ve kapı önünde beş on dakika konuşurlardı. Recep Efendi; Yaşar Hanım’ın “Recep Efendi” diye seslenmesi ile işi bırakır hemen dışarı çıkardı. Hafta içinde olan olayları veya bilmesi gerekenleri anlatırdı. Recep Efendi’nin; Yaşar Hanım’ın sesini duyduğunda veya kendisini gördüğünde hemen toparlanması, üstüne başına çeki düzen vermesi, Yaşar Hanım’a olan saygısından ileri geliyordu.

Yine bir gün Yaşar Hanım’ın, dükkânın önüne geldiğinde “Recep Efendi” şeklinde bağırması üzerine, “Buyur Abla” deyip elinden usturayı bırakarak dışarı çıkması ve saygı ile esas duruşa geçmesi çok dikkatimi çekmişti. Yaşar Hanım gittikten sonra Recep Efendi’ye “Neden böyle olduğunu” sorduğumda;

“Yaşar Hanıma abla derim. Benden çok büyüktür. Ona abla demeyeceğim de kime diyeceğim” diye yanıt verdi. O zaman anladım ki görünüşe aldanmamak gerekir. O güne kadar sadece Yaşar Hanım olarak tanıdığım kadının üzerinde biraz durduk, sorup öğrendik. Sarıyerlilere ne kadar yardımcı olduğunu, toplumsal düşüncelerle ne kadar dolu olduğunu, tüm yaptıklarını karşılık beklemeksizin yaptığını öğrendim. Meğer bizlerden çok büyük olan Berber Recep’ten de yaşça hayli büyükmüş! Recep Efendi, Yaşar Hanım’a “Yaşar Hanım” diye hitap ettiğinde; “Bana abla diyeceksin, Yaşar Hanım değil” diyerek Recep Efendi’yi ikaz edermiş!

Sarıyer’de Ortaçeşme Caddesi üzerindeki Naile Sağlam Verem Savaş Dispanseri’nin (1927) elli yıla yakın dernek başkanlığını yapması Yaşar Hanım’ın ne denli yetkin ve disiplinli insan olduğunu gösterir. Yaşar Hanım olduğu sürece Verem Savaş Derneği için bir başka başkan adayı düşünülmedi ve ölene kadar Başkan olarak görevde kaldı.

Sarıyerlilerin ablası Yaşar Hanım 102 yaşında aramızdan ayrıldı. İz bırakarak ayrıldı; büyük iyilik ve yardımsever kişiliğini Sarıyerliler için kullanmaktan geri kalmadan ayrıldı ve O da unutulmamak üzere Sarıyer tarihi içindeki yerini aldı