Prof. Dr. Uğur Şahin Dr. Özlem Şahin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
Meridyen Eğitim Kurumları

Cemil Özbalta


KARA LAHANA İLE KOVİT'İN GÖBEK BAĞI

Sizin için “hayatı önemli” mutlaka  okuyunuz..


Vatandaşın biri 25 Mart da Trabzon’a gider..

Gitmeden bir gün önce de köyünde çocukluk arkadaşının eşi vefat etmiş, ertesi gün mesafe korunarak cenaze evine gider.

İki gün sonra dostunu bir kez daha ziyaret eder.

Ayni zamanda bu vatandaşın kayın validesi cenazenin olduğu mahalledeydi, ve akrabaydılar.

Aradan bir hafta geçer, vatandaşın arkadaşı ve bir çocuğu covid  salgın hastalığı olduğu tespit edilir.

Köyün o mahallesinde bir endişe alır, çünkü herkes bir birinin evine gider, yiyecek içecek alış verişi yapar, çocuklar her eve girip çıkıyordu.

Bu vatandaşın biri de ilk köye gittiğinde cenaze evine uğrarken kayın validesini de ziyaret eder, ilk bir hafta sorun yoktu, tam tedbir almaya başlamıştı ki bir telefon çalar, telefonun öbür ucunda eşinin annesi,

- Kızum pulim pu akşam bi kara lahana çorbası yaptum yanında da misur ekmeğu bu akşam pekleyirum sizi.

Vatandaş eşine,

- Bu akşam gitmeyelim, bahçede çalıştık, yorgunuz.

Eşi..

- Bir şey olmaz, ne olacak üç gün önce beraberdik orada da bir sorun yok der.

O akşam kara lahana ve mısır ekmeği keyifle yenir sohbet vs derken saat gecenin onu evden ayrılırlar.

Aradan iki gün geçer, tekrar ayni evden

- Lahana çorbası ve mısır ekmeği var bekliyoruz, mutlaka bekliyoruz..

Emir büyük yerden olunca bu sefer de öz güvenle vatandaş eşi ile birlikte yine aynı eve gider.

Lahana çorbası ve mısır ekmeği keyifle yenir küçük mutfakta bir de çay sohbeti başlar o arada mahallede korona  olduğu falanca falancalar pozitif çıktığı söylenir.

Vatandaş eşine.

- Eyvah bizde şifayı kaptık der ve endişe ile bulunduğu ortamdan kalkar. 

Tarih 4 Nisan di.

Her ihtimale göre vatandaş bize de bulaşmış diye dört gün bekler herhangi bir belirti olmaz..

Dört günde belirti olmazı buna güvenerek 7 Nisanda bileti aldığı gibi İstanbul’a gelir.

Aradan iki gün geçer belirtiler ortaya çıkar.

İşte devletin büyüklüğü burada ortaya çıkmaktadır.

İstanbul’da  9 Nisan olur köyden geldikten iki gün sonra, endişelen vatandaş bağlı bulunduğu ilçe sağlık müdürlüğünü  saat 9.30 arar durumunu anlatır ilçe sağlık müdürlüğünden eşinin ve kendinin TC alınır ve aynı gün evine saat öğlen birde gelinir testler alınır.. 

10 Nisan Ertesi gün sabah namazına kalktığında bir mesaj okur, “mesaj tam saat 5.29 gelmiş mesajın aynisi şöyle..  Sn. ....... 09.04.2021 tarihli test sonucu POZİTİFtir. Ekiplerimiz gelene kadar acil sağlık durumu dışında lütfen evden çıkmayınız. Filyasyon ekiplerimiz sizinle iletişimi 03129901453 veya 03129121453 üzerinden yapacaktır.”

test sonucu pozitif çıktığı, ilaçlarının  gün içinde geleceğini yazar, ilgili telefonlar ve mesaj hatları yazar.  Sabah saat 8.55 de vatandaş sağlık merkezinden aranır ve test sonuçlarının pozitif olduğu söylenir ilaçlarını gün içinde, getirileceğini ve evden çıkılmaması gerektiğini söylerler.

Aynı gün, 11.58 de ayni telefon çalar zilde aynı anda çalar, kapınızdayız ilaçlar kapının dışına bırakıyoruz,  lütfen kullanın.

Vatandaş telefonda sağlık ekibine teşekkür eder, telefonu kapatır, kapıyı acar bakar ki eşi ve kendisi için kullanım kılavuzu ile birlikte, iki kutu ilaç bırakılmış. İlaçlar alınır tek bir marka hap ve ilk gün ayni anda sekiz adet 12 saat sonra bir sekiz daha ertesi gün yine on iki saatte bir üçer adet olmak üzere ilaçlar bitene kadar devam edecek. 

İlaçlar ilk gün sekiz, sonraki günler için üçer,  üçer alınır, aradan üç gün geçer aile hekimimizden,  bir hemşire arar hal hatır sorar durumumuzu sorar gidişatımızla ilgili bilgiler alır, on dakika sohbet eder ve bir şey isteyip istemediğimizi sorar teşekkür eder ve telefonu kapatırız..

Bu üç günlük zaman içinde vatandaşın başından gecenler ise şöyleydi.

Kendisinin sırtlarında ağrı ve batmalar oluyor. Eşi tat ve kokuyu algılamıyordu.. sürekli bitki çayı karışık meyve ve sumak çayı içer, her gün dört dış sarımsağı sıkarak inceltir yarım çay bardağı suyu eder ve içer.

Hastalığın üçüncü günü de gayet iyi gitmekte.

ileriki zamanlarda ne olacak diye sürekli endişe ile, zamanı geçiyordu.

On günün sonununu çok merak ediyordu. Merakı yavaş yavaş gitmeye başladı her gecen gün farklı reaksiyonlar, göstermeye başladı dördüncü gün koku alma duygusu yok oldu, hiç bir şeyin kokusunu alamıyordu, yine de beynini kokuya kapamamak için  sürekli kolonya ve dezenfekte ile elini temizleyip kokluyordu.

Beşinci gün, keskin kokular hariç  koku gitti, o keskin sarımsak suyunu günde 3-4 kere yapıyor ne koku ne tat.

Bir baktı 6. gün tat da gitmiş. İnsanın içine sürekli bir korku bu korku insanların çeşitli hastalıklarını tetiklemeye başladı.

Onuncu günün sonunda, tehlike atlatılmış şifaya kavuşulmuş, derin bir nefes alınır.

Asıl mesele şu devlet vatandaşına bu kadar  kısa sürede inanılmaz yıldırım hızı ile zarar görmesin diye, müdahale ederken vatandaş nasıl olurda böyle ihmal karlığa devam eder ölüme koşarak gideriz.

Bir kara lahana bir dilim mısır ekmeği için vatandaşın, ihmali neticesinde, salgın (korona)hastalığı ile tanışır. Oysa öyle bir ortamdayız ki, anne baba ziyaretleri, kardeş, evlat, torun, yeğen, irtibatları kesilmeli ve hiç tereddüt ermeden ayıp olur mu demeden, evlerine asla kimseyi almamalı  ve gitmemeli.

Vatandaş, Sabırla, devletin mayıs  sonuna kadar 40 yaşa kadar ve yerli aşı çıkana kadar sabır etmelerini tavsiye ediyor. Hiç kimse ayıp olur mu diye, evlere gitmesin ve evine misafir almasın. Özellikle düğünlere ve cenazelere gitmesin gittiğin de ise içerde fazla kalmasınlar ve acık havada kalmalarını tavsiye ediyor.

Değerli dostlar, bu hastalık Allahın dünya genelinde verdiği bir musibettir, inanıyorum ki ileride insanlık için  adına çok güzel şeyler olacak bunu görüp görmeyeceğimizi  bilemem.. İnsanlık şu anda hüsrandadır Allah bu zalim dünyada mazlumun ahini almadan büyük bir bedel ödetmeden de bu hastalığı üzerimizden almayacaktır. İnsanlığın bir birini ezdiği zayıfın güçlünün ayağının altında yok olduğu bu süreçte, Allah (cc) elbette bütün gücün kudretin kendinde olduğunu kullarına gösterecektir.

Son olarak vatandaş der ki sadece bu hastalığın insana verdiği korku parayla mal mülkle ölçülecek bir şey değildir.

Siz siz olun insanlık adına mecbur diye bir şey yok, kapınızı insanlığa acık ama insanlara kapatınız..

-Önemli Not: da vatandaşın bulunduğu bina komple korona olur, takriben 30 kişi bu hastalığa yakalanır, başta bu hastalık için bütün vatandaşlara canla başla mücadele eden ve ilgisini esirgemeyen Sarıyer  ilçe sağlık müdürü  Nilüfer Ataoğlu hanım efendiye, abimin hastaneye kaldırıldığı  zaman bilgi ve ilgisini eksik etmeyen İstinye Devlet Hastanesi baş hekimi Dr.Osman Kıraz beye vatandaşa anında yaptıkları hayatı müdahalelerden dolayı teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

İşte bütün bu çileleri çeken gün gün durumu size anlatmaya çalışan  o vatandaş Cemil Özbalta olarak benim..

Sonuc, herkes bu hastalığa yakalanmadan ders çıkarsın vallahi ne paranız ne makamınız ne şöhretiniz asla size faydası olmayacaktır. Mahşerdeki gibi kaderinizle baş başasınız ölmeden küçük mahşer bu olsa gerek.  Koranasız nice  sağlıklı yıllara.