Meridyen Eğitim Kurumları

Dr. Ahmet Bekaroğlu


'İSRA VE MİRAC GECESİ'Nİ KENDİ KENDİMİZE DEĞİL TOPLUMLA BERABER KUTLAYALIM..

​​​​​​​ Kur'an-ı Kerim'deki,  'Kulu Muhammed'i gecenin bir anında Mescid-i Haramdan bazı ayetlerimizi göstermek için, etrafı mübarek kılınan Mescid-i Aksa'ya yürüten rabbının şanı yücedir, işiten ve goren O'dur' (İsra, 17/1) ayetini baz alarak anlattığımız Receb Ayı'nın yirmi yedinci gecesi için, 'Mirac Gecesi' ifadesi ile yetinmek eksik bir ifadedir.  Doğru olan ise; söz konusu geceyi, 'İsra ve Mirac Gecesi' ismi ile zikretmektir.


 Kaynaklara göre, hicretten bir buçuk yıl önce Receb Ayı'nın yirmi yedinci gecesi Peygamberimiz, Kabe'nin 'Hatim' denilen bölgesi ya da amca kızı Ümmühan'ın evinde iken,  Cebrail aleyhisselâm  'Burak' adındaki bir vasıta ile kendisini Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya yürütmüştür ki buna, 'geceleyin yürüyüş' anlamında 'İsra' denir ve bizler bu gece doğan kız çocuklarımıza genelde 'Esra' ismini veririz. Peyamberimiz bu yolculuğunda Mescid-i Aksa'nın  Kubbetü's Sahra/Muallak Taş' Mevkii'nden 'Refref' adındaki bir vasıta ile 'Sidretü'l Münteha'ya (Necm, 53/14) ve oradan da Yüce Yaratıcı'nın huzuruna ulaşmıştır. 'Yükseklere çıkmak' anlamındaki bu hadiseye de 'Mi'rac' denmektedir ki bizler bu gece doğan erkek çocuklarımıza da genelde  'Burak' ve   'Mirac' isimlerini koyarız. Hz. Âişe'nin 'bu olay o kadar süratle gerçekleşti ki Rasülullah gidip gelene kadar yatak soğumamıştı' görüşünü delil gösterenler, 'İsra ve Mirac Hadisesi'nin bedenen gerçekleştiği'ni söylerken, cumhur/çoğunluk ulema ise 'bu hâdisenin, ruhen gerçekleştiği'  görüşündedir. Biz 'İsra ve Mirac Hadisesi'nin 'ruhen mi/rüya halinde mi, yoksa bedenen mi gerçekleştiği?' konusu ile uğraşmakla çok  zaman geçirir ve burada enerjimizi tüketiriz. Oysaki 'Îsra ve Mirac  Hadisesi'nin nasıl gerçekleştiğini?'  bilmemek bize bir şey kaybettirmez. Ancak bu gece vahyedilen ilkeleri uygulamaya geçirmemek, bizlerden çok şeyi alır ve götürür. Öyle ise, hemen peygamberimizin  'neden böyle bir yolculuğa çıkarıldığı?' konusunu anlamaya yönelmemiz gerekir.  Bildiğimiz gibi bu gece 'namaz farz kılındı, Allah'a ortak koşmayanların eninde sonunda cennete girecekleri ve Bakara Suresi'nin son iki ayeti  nâzil oldu'.  'İsra ve Mirac Hadise'si; bir bakıma insanlık tarihi boyunca işlenen insan hakları ihlâlleri konusunda insanlığı son kez uyarmak için Yüce Yaratıcı'nın peygamberimizi  sanki olağanüstü bir toplantıya çağırması gibidir.  Önemli kararların önemli toplantılarda karara bağlanması gibi adeta bu olağanüstü toplantının sözcüsü konumunda olan Peygamberimiz de, Yüce Yaratıcı'nın verdiği talimatları, bir 'Sonuç Bildirgesi/tabir caiz ise bir Manifesto' ile  Bakara Suresi'nin 285-286. ve İsra Suresi 1-38. ayetlerinde bir daha ihlâl etmemeleri konusunda insanlık kamuoyuna duyurmuştur. Pek çok peygamberin doğum yeri ve stratejik açıdan önemli bir bölge olarak 'etrafı mübarek kılınan' ve de  özetle bu yolculukta 'gösterilecek işte o bazı ayetler':

'Peygamber Rabb'i tarafından kendisine indirilene iman etti, mü'minlerin her birisi de Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler, peygamberler arasında ayırım yapmayız, Allah hiç bir kimseye gücünün yetmeyeceği görevi yüklemez,   herkesin yaptığı iyi davranış kendi lehine,  kötü davranışları da kendi aleyhinedir, unutma veya hatalardan dolayı yapılan yanlışlardan sorumluluk yoktur, Allah,  af edici, bağışlayıcı, merhamet edici ve inanmayan topluluklara karşı yardım edicidir' (Bakara 285-286). 'Şüphesiz ki bu Kur'an yegane doğru yola iletir ve iyi davranışlarda bulunan müminlere büyük bir mükafat olduğunu müjdeler, hiçbir günahkar bir başka günahkarın suçunu taşımaz/suçun ferdiliği esastır ve yapanı bağlar,  peygamber göndermedikçe hiçbir topluma azap edecek değiliz,  Allah, yalnızca kendisine kulluk edilmesi ve ona hiçbir şeyin ortak koşulmamasını, anaya babaya çok iyi davranılmasını emreder, onlardan birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara 'Öf' bile deme,  onları azarlama, onlara güzel sözler söyle, onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve "rabbim küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse şimdi sen de onlara merhamet eyle" diye dua et, bir de akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, gereksiz yere saçıp savurma, zira böylesi saçıp savuranlar şeytanın dostlarıdır, açlık korkusu ile çocukları öldürmeyin,  zinaya yaklaşmayın,  çünkü o çok kötü bir yoldur, Allah'ın saygıya layık kıldığı cana haklı bir sebep yokken kıymayın,  ahdinize vefalı olun, çünkü verilen söz sorumluluk getirir, ölçtüğünüz zaman tam ve dürüst ölçen hilesiz terazi ile tartın, hakkında kesin bilgin olmayan şeyin peşine düşme, çünkü kulak, göz ve kalbin hepsi yaptıklarından sorumlu tutulacaktır, yeryüzünde kasılıp kabararak/kibirlenerek yürüme, çünkü sen bòyle davranarak yeri asla aşındıramazsın, uzunlukça da dağları yüksekliğine ulaşamazsın, bütün bu sayılanların kötü olanları Allah katında da kötü işlerdir' (İsra, 17/1-38).

        Vahiy gönderilme süreci; peygamberimizle sona ermiştir (Mâide, 5/3; Ahzab, 33/40) ancak 'İsra ve Mirac' yani Allah'ın sevgisine ulaşma ve yükselme imkanı, isteyen herkes için mümkündür. Ancak bunu sadece namaz kılmak ve gündüzünde de nafile oruç tutmakla başarmayız. Çünkü bu durumda geceyi yalnızca kendi kendimize değerlendirmekle yetinmiş oluyoruz.  Bu uygulamalarımızın yanında (Bakara, 2/285-286) ve (İsra, 17/1-38)'deki ayetleri de uygulamaya geçirmek şarttır. İşte o zaman hem  hayatın güzelleşmesine katkı sunmuş ve hem de, 'İsra  ve Mirac Gecesi'ni; toplumla beraber kutlamış ve Allah'ın rızasına ulaşmış oluruz.

Bu düşüncelerle, 'İsra ve Mirac Gecesi', herkese; mübarek olsun..

LÖSEV BAĞIŞLARINIZ İÇİN