Dr. Ahmet Bekaroğlu

Tarih: 21.06.2024 22:07

ÇOK ŞÜKÜR BİTTİ..

Facebook Twitter Linked-in

 En mutsuz olduğum günler, Ramazan ve Kurban Bayramı günleridir. Bu günlerin ve bu iki bayramın gelmesini hiç istemiyorum. Neden mi? Ramazan ve Kurban Bayramı olduğu zaman babamın liderliğindeki bayramlar aklıma geliyor. O bayramlar çok farklıydı. Şimdi ise babam olmadığı için bu bayramlar çok sönük geçiyor. Annem de yaşlandı. Dolayısıyla bu bayramlarda çok garipseniyorum, canım sıkılıyor. Süratli bir bayram ziyaretinden sonra eve kapanıyor ve bayram bitene kadar da evden çıkmıyorum. Bu günler hemen bitsin ve bu bayramlar bir daha gelmesin diye de temenni ediyorum. Ancak bayramlar gelecek tabi. Zaman akıp gidiyor. Benim için bayramların gelmemesi sadece benim yaşamımın sona ermesi ile mümkündür. Onu da biliyorum. Bir de Kurban Bayramı çok uzun sürüyor. Bir türlü de bitmiyor. Ancak an itibarı ile bitti. Çok şükür.
      Derler ki 'evi anne toparlar'. Ben aynı kanıda değilim. Tam aksine bana göre evi baba toparlar. Baba hiçbir şey yapmasın,  hiçbir ekonomik geliri olmasın, o evin bir köşesinde otursun. Onun verdiği güç ve destek yeter ve artar bile. Baba bana göre Osmanlı Cihan Devleti gibidir. Evin direğidir. Bir arkadaşım var.  Babası vefat ettiği zaman Zeki Müren'den,
"Hiç ayrılamam derken,
 Kavuşmak hayal oldu" 
şarkısını dinliyor ve etrafımda nazı geçtiği kişilere şunu diyordu. Kimin anne ve babası hayatta ise gitsin ona sarılsın, anne ve babası ile küs olan varsa gitsin barışsın, bakın sonra bu fırsatlar ele geçmez'.
      Son zamanlarda 'Ramazan ve Kurban bayramlarının tatile dönüştürüldüğü, bayram ziyaretlerinin yapılmadığı ve bayramların tatil yapılan günler olarak değerlendirdiği' şeklinde bir eleştiri var. Bu eleştiri temelde doğrudur. Ben de gördüm, olduğum mahallede daha bayramın ilk günü sabahın erken saatlerinde insanlar denize geliyordu. Denize gelen bu insanların her birinin yakını vardır. Niye onlarla bayramlaşmıyor da denize geliyorlar? Ya da insanlar tatil beldelerinde niye yoğunlaşıyor?  Aslında buna biz zemin hazırlıyoruz. Nasıl mı? Turizmciler istiyor diye bayram günlerine ilâve yapıyoruz. Turizmcilerin de çorbaları kaynasın. Doğru, bu da bir ihtiyaçtır. Bunun yanında, 'Vekàletle Kurban Kestirmek' diye bir kavram geliştirdik. Vekâletle yurt içi veya yurt dışında kurban kestirilebiliyor. Hem de çok uygun ücretle. Mesela Türkiye Diyanet Vakfı aracılığı ile kurban kestirdiğimizde yurt içinde 4.750 TL,  yurt dışındaysa 11.750 TL.'ye kurban kestirebiliyorsunuz. Ben bu sene de kurbanımı Diyanet Vakfına verdim ve kurbanım Yemen'de kesildi. Hem diyoruz ki, 'Kurbanını kendi beldende kesmek daha esaslı olandır, hem de diyoruz ki, 'Vekaletle de kurban kestirilebilir'. Dolayısıyla bu fetva benim gibi diğer pek çok insanın da hoşuna gidiyor ve kurbanını vekâletle kestiriyor. Ancak her ilâcın ağırlıktaki yararı yanında vücuda bazı yan etkileri olduğu gibi vekâletle kurbanın bize ekonomik ve uğraşı kolaylığı saģlamasının yanında yeni neslin kurban kesimini görmemesine, bu bayramdan haberdar olmamasına yol açması gibi zararı da var. Dolayısı ile mahallelerimizdeki insanlar, sanki Kurban Bayramından uzaklaşmaya teşvik edilmiş oluyor. Bir de son yirmi yıldır şöyle bir olay geliştirildi. Kurban kesimi sırasında 'kötü manzaralar oluşuyor ve kurban sakatatı yollara ve sağa sola atılıyor, kurbanların kanları kanalizasyonlara bırakılıyor, sonuçta bu durum hoş bir görüntü vermiyor, dolayısıyla bu iş bir disipline edilsin' diye çıkartılan yasa ile il ve ilçelerde belirli bölgelerde kurban kesim yerleri oluşturuldu. Yani kurban kesiminin eski uygulamasında olduğu gibi her isteyen kişi kendi bahçesinde, sokağında, ya da apartmanının girişinde ve herhangi bir yerde kurban kesemiyor. Kurban kesmek isteyen kişi, mutlaka kurban kesim alanına gidecek ve orada kurbanını kestirecek veya kendisi de kesebilecek. Alınan bu tedbir, hoş olmayan manzaraları önlemek için güzel bir uygulamadır. Ancak bu durumda da yeni nesiller kurban kesimini görmüyor. Dolayısıyla kurban bayramından da haberi olmuyor. 
      Bence kurban kesimi yine serbest bırakılmalıdır. İsteyen toplu kesim yerlerine giderek kurbanını kestirsin, isteyen de bahçesi gibi uygun olan bir yerde kurbanını kessin. Yani her mahallede ve her sokakta kurban kesimi olsun ki yeni nesiller kurban kavramını görsün. Bunun için an itibarı ile yürürlükte olan uygulama, kurbandan ve bayramdan habersiz olan bir nesil ortaya çıkaran etkenlerden biridir diye düşünüyorum. Kurban kesiminin eskiden olduğu gibi uygun olan yerlerde serbest bırakılması durumunda ortaya çıkacak olan hoş olmayan manzaraların önüne geçmek için de; kolluk kuvvetleri devriye ekiipleriyle uyarılar yaparak bunların önüne geçebilir. Camilerde de bunun eğitimi verilir. 
      Elbette vekaletle kurban devam ettirilsin. Fetvası verilmiş bir konuda yeniden ictihad edecek deģilim. Ama vekaletle kurban kesmeyip de toplu kurban kesim yerlerine gidenler de kurbanlarını eskiden olduğu gibi kendi mıntıkalarında kestiklerinde; yeni nesiller dahil herkes kurbanı görerek bayramdan haberdar olur. Kurban Bayramı ile ilgili ne kadar emare varsa hepsini yok ediyoruz. Benim gibi çok kişi de kolayına gelen 'vekaletle kurban kesmek'  yöntemini seçiyor. Kurbanını bizzat kestirmek isteyenler de kurbanlarını başka mıntıkalarda kesmeleri serbest olmadığı için mecburen toplu kesim yerlerinde kestiriyor. Bu nedenle mahallelerde kurban kesimi il ve ilçe bazında düşünürsek otuz kırk kilometrelik alanlardaki belirli noktalarda mümkün olduģu için yeni nesil  'kurban kesimini' canlı olarak görmüyor. Sonra da kalkıp 'bayramları  tatile dönüştürdük' diye şikayette bulunuyoruz. Bizim yaptığımıza aslında 'Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?' denir. Çünkü bayramları tatile dönüştürme zeminini hazırlayan bizleriz.
      Öyle ise, ya önerilerimde belirttiğim hususlar uygulanacak. Ya da 'bayramlar artık tatile dönüştürüldü ve kimse ailesi, yakınları ile bayramlaşmıyor' şikayetinde bulunulmayacak. 
      Ya o, ya da bu. Yine de büyüklerimiz daha iyi bilir..


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
... ...