Meridyen Eğitim Kurumları
Kurban Bayramınız Mübarek Olsun
Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

İbrahim Balcı


BUGÜNLER DE GEÇER

Sokağa çıkma, maske tak, mesafeyi koru, kalabalıktan uzak dur… Rica, ikaz, ihtar… Sıkıntıda olmayan kimse yok.


Yatıp kalkıyor herkes aynı sözlerle karşılaşıyor. Banka kapılarında kuyruk, insanlar aralı aralı, mesafeyi koruyor. Camide imamın ikazı “maske takalım, kendi seccademizi ya da duvarda ki kâğıt seccadeyi bir defalık kullanalım, aradaki mesafeye uyalım… Cadde de, sokakta her yerde maske ve mesafe önemli. Yalnız toplu taşıma araçlarında bu kuralı uygulamakta hayli zorluklar var. Minibüste koltuk sayısı 10 kadar… Ayakta 20-25 kişi. On kişi ile gitse şoför aç kalır. Bunu bildiği için ayakta alabildiği kadar alıyor. “Fazla kişi oldu birkaç kişi İnsin” dese de kimse inmiyor. Otobüslerde de aynı şey. Kurallar belli, uyum tam değil.

Bütün sorun 65 yaş üzeri insanlar mı? Elbette ki değil. Ama ağırlıklı olarak yaptırımlar onlara. Caddeler, sokaklar adam dolu, sahiller keza öyle. Çay bahçeleri ve diğer kapalı olanlar da farklı değil. İlgililer arka arkaya önlemler alıyor. Açıklıyor halkın uymasını istiyor. Nasıl olacak bu? :Bir de bunu açıklasalar ya! Bu zor iş… Zira sadece sokakta olanlar 65 yaş ve üzeri olanlar değil ki. Bu kadar insanın dışarıda olması üzerine düşünülmesi gerekir ama kim bunu akıl edecek? Mutlak düşünenler vardır da önlem almakta zorluklar olduğu ortadadır, bu da sanayi ve ekonomik alanda atılımı gerektirmektedir. Ki, bu uygulanması en zor olandır. Zira sadece ülkemiz değil dünya ekonomik krizle boğuşuyor. Bu durum da çaresizliğe çare bulunması için büyük fedakârlık gerekmektedir. Ülkemizde bunun yapılması olası görünmüyor. O halde koronovirüs krizi ile işsizlik krizi at başı gidecek… Bu durumda hükümetin daha etkin iktisadi kararlar alması. Halkı esnafı rahatlatması lazım!

İyice giyindi, boynuna kaşkolu da sardı, artık sağlamdı. Evden dışarı çıkacak ve bir süre dolaşacak ve tekrar eve gelecekti. Bir eksiklik hissetti, sağına soluna baktı. İki adım attı ve geri dönüp “Bastonum” dedi… Getirdiler bastonu, eline alıp şöyle bir göz gezdirdi. “Hay Allah” dedi. “Ağabeyimden bana kalan büyük ve önemli bir miras”… Teker teker merdivenleri inmeye başladı… Ayakları sanki zorla gidiyordu. Dış kapıyı açtığında gülen güneşle karşılaştı. Harika bir güneş ama soğuğu da fena değildi. “Pastırma yazı” dedi gülerek. “Pastırma yazına güvenilmez, insanı öyle bir çarpar ki, yatağa düşürdü mü bir haftadan önce ayağa kaldırmaz adamı” dedi kendi kendine. Ağır adımlarla ilerlemeye başladı, Evde oturmaktan sanki yürüme melekesini kaybetmişti. Yadırgadı ama “biraz gayretle kendime gelirim” dedi içinden. Ağır adımlarla ilerleye başladı. Cuma namazına gitmekti niyeti. Öyle de yaptı. Yavaş yavaş indi merdivenleri. Sokaklarda aşina yüzler. Uzaktan uzaktan bakış ve selamlaşmalar. Yüzlerde maske olduğu için gelip geçen birbirlerini tanımakta güçlük çektiklerinden daha ziyade gelip geçenler birkaç adım yürüdükten sonra dönüp bağırıyorlar “Selam, merhaba, iyi misin?” diye. İlk işi eczaneye gitmek oldu, Eksik ilaçlarını aldı. Bir iki laf etti ayaküstü. Sonra marketten bir iki alışveriş… Cuma namazında da aynı uygulama maske, mesafe, seccade… Koca camide 50 kişi ancak namaz kılabiliyor. Kişiler arasında 1,5 metre mesafe olunca böyle oluyor. Hutbe de bu meret hastalıkla ilgili…

Namaz sonrasında otobüs saatine vakit vardı. Dolaşıp durdu sahilde, birkaç dostu, birkaç yakın arkadaşını gördü. Taşiskeleden balık avlayan amatör balıkçıları seyretti. Anlı şanlı reislerin banklarda oturduklarını gördü. Hepsi de yerlerini çocuklarına terk etmişler, dinleniyorlar şimdi…

Kimse de eski havayı bulamadı. Hemen herkes durumdan şikâyetçi, çok kişi evde kalmayı benimsemiş gibi. Çarşıya geldikleri gibi, bir an önce eve kapağı atma telaşı içinde. O da aynı şeyi yaptı. Emaneten dükkâna bıraktığı poşetini alıp, fırından ekmek de alıp otobüs durağına gitti. Kendisi gibi 65 yaşı geçmiş beş altı kişi daha vardı. Onlarla buluştu. Konuşulanlara iştirak etti. “Tilkinin varacağı yer kürkçü dükkânıdır. Biz de eve, alıştık, rutin hale geldi” birlikte gülüştüler. “Bugünler de geçer” diyerek evin yolunu tuttular.