Bu veciz sözün ne zaman kim tarafından söylendiği bilmiyorum. Ama müthiş bir söz. Ne var ki son bir kaç yıldan beri bu veciz sözü de ters yüz ettiler. Artık Ölü evinden aş çıkıyor... Bir evden ölü çıktığında, o ev halkı manevi yıkım yer. Evin bir süreliğine de olsa huzuru kaçar, moraller bozulur, bütün işi gücü ölüyü defnetmek olur... Hatta bu telaş bir hafta kadar sürer. Ölü evinde yemek pişmez. Konu komşu seferber olur ve her öğünü bir başka komşu hazırlar, yemekleri, ya da kahvaltılıkları getirir, kurar sofrayı ev halkını ve baş sağlığına uzaktan yakından gelecekleri yedirip içirir... Bu uzun yıllar böyle devam etti. Ne var ki beş on yıldan beri iş ters döndü. Cenaze evine uzaktan yakından baş sağlığına gelen oluyor, misafir ediliyorlar, cenaze sahibi bir de gelenlerin karnını doyurmak için çapalayıp duruyor. Bu kadar büyük yanlışlık olur mu? Ev halkı zaten manevi olarak yıkık bir de maddi yıkım yükleniyor sırtına. Konu komşu herkesin dikkat etmesi gerekir. Eski güzel adetimizi yine harekete geçirmeliyiz. Yakışan bu duru. Evet! Sarıyer Belediyesine cenaze olduğu bildirilirse, belediye görevlileri sosyal amaçlı çalışmalar yaparak yardımcı olmaya çalışıyor ama buna gerek var mı? Komşuluk nerede kaldı? Belediye cami önüne ikram aracı gönderiyor, mezarlığa gidebilmek için araç veriyor, yemek ihtiyacınız var mı diye soruyor, "var" denildiğinde bir şeyler göndererek görevini yapıyor ama, biz toplum olarak bundan gurur mu duyacağız. bence utanmamız gerekir. Zira komşumuza bizlerin el açmamız gerekmez mi? YARABBİ BİR TUHAF OLDUK BE!



