Beklediğimden de iyi oldu. Önce annem, sonra babam getirdikleri giysilerimi verdiler bana? Çok geçmeden büyük ağabeyim geldi ?bu da benden? deyip ayakkabı kutusunu bıraktı önüme. Sevincim müthiş, yerimde duramıyorum. Avazım çıktığı kadar bağırdım. ?Yaşşaa be baba! Bi tane anam? diye? Fazla bağıramadım, diğer ağabeyim geldi, bir poşet attı önüme ?hadi iyisin iyisin? dedi, Hemen açtım poşeti bir çift beyaz yazlık ayakkabı? Bağırdı ağabeyim ?Daha iyi top oynarsın?? Hemen anamın sesi gürledi ?Ne top oynaması. Hazreti Ali?nin başıdır o top dedikleri. Topa vurmak yok?. Babam sus işareti yaptı, herkes sustu?
Sabahın kaçıydı hatırlamıyorum, kalk dediler, gözlerim mahmur, kalkmaya çalıştım, kalktım tabii, öyle olmalı Bayram nazını kıldık topluca. Bayram namazı çıkışı doğruca eve? Topluca yemek yiyecek, sonrada konu komşu gelecek ya biz gidecektik. Kendimi sokakta buldum, ilk işim Bakkal Hakkı Baba?ya uğramak oldu, Öptüm elini bir şeker verdi, çıktım. Doğruca Bakkal Salih, sonra Bakkal Tevfik? El öptükçe ya şeker veriyorlar ya da para? Bu arada Sütçü Bulgar Kiryako Efendi?ye uğradım o daha fazla para verdi, yirmi beş kuruş. Takla attım sevinçten. Sonra Bakkal Ferhat Amcaya, oradan Şekerci İskender Efendiye uğradım. Maşallah hiç biri boş çevirmedi? Basmacı Şakir Efendi, Fırıncı Hasan Efendi peş peşe her dükkâna gidiyorum. Oradan karşı tarafa gittim. Daldım Börekçiye, tezgâhtaki adam şöyle etrafa bir bakındı, karşı evde cam kenarında Mehmet Ali Efendiyi görmüş olacak ki ?sonra gel? dedi, ayrıldım. Arnavut Bakkala uğradım? Selahattin, arkadaşım, ağabeyleri Faik, Şerafettin yanlarına gittim. İlyas Amcanın elini öptüm, Şerafettin uzaktan nanay yaptı, yani bir şey vermez diye ama İlyas amca onu görünce bastırdı beş kuruşu? Turu tamamladıktan sonra sahile indim? Topuz Mehmet oralı olmadı, Kopuk Halil Efendi görmezden geldi? İlerledim, mermer çeşme yanında Amcam birkaç kişi ile birlikte laflıyorlar. Hepsinin tek tek elini öptüm, kimisi güldü, kimisi başımı okşadı, Osman Kaptan çıkarıp para verdi? Cebimde hayli para olmuştu. Hemen yola koyuldum. Doğru Hidayetinbağı?na bayram yerine koştum? Benden önce gelenler de vardı. Kimi halka atıyor, kimi merkep biniyor, kimi de cambazların başlamasını bekliyordu. Yanda küçük bir çadır, içinde iki adam, yüzlerini boyamışlar, şaklabanlık yapıyorlar, sonra da el açıp para topluyorlar? Öte yandan küçücük bir kaleye penaltı atışı yapılıyor, atış beş kuruş! Öyleye yakındı vakit? Cambaz Selami göründü. Bembeyaz pantolon, bembeyaz mintan ve ayağında bembeyaz keten terliğe benzer çorap? Yavaş yavaş direğe tırmandı ve en yüksek noktaya çıktı. Eline denge unsuru olan sırığı aldı, bir iki evirdi, çevirdi sonra da tel üzerinde yürümeye başladı? Tam ortaya geldiğinde ayağı kayar gibi oldu ?eyvah düşüyor? diye bağırdı herkes ama toparlandı. Bizde zevkle seyrettik Cambaz Selami?yi? Alkışlarla destekledik kendisini, hemen yanıt verdi bize yüksek sesle bağırarak ?Cambaz Selami ben geldim/ hepinize takdim ederim/Cambazlıktır hünerim/Mandagözü yirmi beşliği çok severim?. Bu dörtlüğü söyledikten sonra yere indi ve elindeki çanağı gezdirerek parsa toplamaya başladı. Ben Cambaz Selami?nin etkisi altında kalmış, aynı dörtlüğü yüksek sesle okurken, Hanımın sesini duydum ?Hayrola kimle konuşuyorsun? Rüyayı bırak da kahvaltıya gel??
Evet, bir rüya gibi gelip geçti yıllar. Ne çocukluğumuz kaldı, ne komşuluk ne gidip gelmeler, ne de bayram yeri gezmeleri. Gel de eski bayramları arama!



